4 Nisan 2011 Pazartesi

Tam Bir Yıl

Tam bir yıl oldu sen gideli. Tam bir yıldır neler geldi başımıza anlatsam öyle bir üzülürsün ki. Ben artık uzaktayım, senin tanıdığın herkesten daha da uzaktayım. Ya sen neredesin? Beni görüyor musun? Peki ben seni özleyince hissediyor musun?

Bir günlüğüne de olsa gelsen aslında... Buraları görsen. Seni gezdirsem, okulumu anlatsam, arkadaşlarımla tanıştırsam. Öyle çok anlatıyorum ki tanıyorlar seni artık. O sevdiğin kazağımı giyerdim kesin. Hani sen hediye etmiştin, pembe beyaz çizgili.Göksu Parkı'na götürürdüm seni, çok seversin bence.
Madem gelemiyorsun... Ben gitsem küçüklüğüme? Yavru ağzı kısa elbiseyi giysem? Sana seslenip koşarak göbeğine atlasam, yine bağırsan... Bisiklete binsem, seninle derenin kıyısından gezsek, taş atsam dereye... Camiden dönerken kakaolu dondurma alırsın yine değil mi? Anneanneye "beyaz" bana "siyah" dondurma... Tabağımda kalan yemekleri yersin belki yine sonra da "Çöp kovası mıyım ben?" diye kızarsın, ben yine gülmeye başlarım sen de dayanamazsın sonra. Kahvaltıda "droba" hazırlarsın bana , anneannemle annem kızarlar. Sonra pazara gider saçma sapan bir sürü şey alırız. Yap-bozlar, anahtarlıklar, tahtadan kuşlar... Ha kuş demişken orada da buldun mu bir kanarya kendine?
Sen yokken de bazen Makedonca konuşuyoruz aramızda. Biliyorum kızıyorsun ama Türkçe anlamıyor ki anneannem. Bir de iyice kötüleşti tansiyonu. İyi bakmaya çalışıyoruz ona. Seni özlüyor, tıpkı bizim gibi. Sadece bir gün gelemez misin? Öyle özlüyorum ki çocukluğumu; "kapının önünde" dertsiz tasasız oturduğumuz günleri. Öyle özlüyorum ki seni...