Deniz kıyısı istiyorum ben. Dinginlik istiyorum. Etrafımda sardunyalar, zakkumlar olsun istiyorum renk renk pembe beyaz, mavi mor... Kulağımın arkasına bir çiçek takıp eteğimi tutup yürümek istiyorum gün batımında. Hayatı içime çekerken uzaklaşan balıkçı motorlarını izlemek, tanımadığım insanlara gülümsemek kafamda yeni hikayeler yazmak ve her hikayede bir rol alıp farkında bile olmadan repliklerimi mırıldanmak... Utanmadan ağlamak istiyorum denize bakarken. Utanmadan çocuklar gibi ama yaralarımı saklamadan dizlerimdeki. Üstümü başımı kirletmek istiyorum umarsızca ve amaçsızca. Dondurmamı döke saça yemek üstüne de ılık su içmemek istiyorum, sesim kısılacak mı acaba diye düşünürken kendi kendime "Sesimin canı cehenneme be!" diyebilmek.
Ne kadar çok şey söylüyorum oysa bakarken. Ne kadar çok gözyaşım var gülerken bile ve ne kadar çok sessiz kahkaham var ağlarken dahi. Oysa o kadar çok şeyi ne kadar az insan görüyor! Ben bile görmüyorum bazen onları. Denize her baktığımda geleceği düşünüyorum. Hep güzel düşünüyorum onu, parlak ve sıcak tıpkı güneş gibi. Ama gelmiyor. Oysa ben hep onu düşünüyorum; otelde masaları silerken, okulda dersi dinlerken hatta kimi zaman uyurken. Sonra anlıyorum ki düşünmek değil olay oysa. Olay yaşamak. "Gelecek yok." diyorum.
'Şimdi' var. Bana bağlı olan zaman. Onu istediğim gibi değerlendiriyorum ama her seferinde kaçıp gidiyor.Şükür ki bir şey var içinde. Bir ışıltı ki ancak o ışıltı farkında olabilir şimdi'nin o hızının ve değerinin. Ve 'geçmiş'... Tam bir kör kuyu. Ama her tuğlasını bildiğim kuyu; içinde bedenim büzülene kadar durduğum o kuyu. Yalanlarla, bir oyunla, bir yalancı aşkla, bir ihanetle var olan hayali somutluk. Nefretlerle dolusun bana karşı tıpkı benim sana olduğum gibi. Seni ne geri döndürmek mümkün ne sana dönmek. Zaten olsa da zerre kadar istemem şerle kaplı yüzünü görmeyi. "Şimdi" ile senin aranızdaki fark bana bağlı. Benim ince ipime... Kim diğerini geçerse o avutacak kalbimi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder